Bilgi Paylaştıkça Çoğalır

Göz Tansiyonu (Glokom) Nedir?

Göz tansiyonu ya da glokom normal göz içi basıncının artarak retinadaki hücrelere zarar vermesi ve buna bağlı olarak kişide görme kaybı oluşması tablosudur. Göz tansiyonuna halk arasında ‘karasu’ adı da verilmektedir. Normal göz içi basıncı üst sınırı genellikle 21 mmHg olarak kabul edilmektedir. Göz içi basıncının bu değer üzerine çıkması durumunda retinadaki hücrelerin zarar görme ihtimalini ve glokom riskini artmaktadır.  Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir. Toplumda 40 yaş üzerinde %2, 60 yaş üzerinde %10 oranında görülür.

Peki normal göz içi basıncı nasıl ortaya çıkmaktadır? Hepimiz gözlerimizi kapatıp işaret parmaklarımızla göz üzerine dokunduğumuzda gözümüzde hafif bir sertlik hissederiz. Bu sertliği veren şey göz içi basıncıdır? Göz içi basıncı ise temel olarak göz içi sıvısı tarafından oluşturulmaktadır. Göz içi sıvısı gözün ön kısmında silyer cisim adı verilen bir bölgede üretilir ve yine gözün ön kısmında trabeküler ağ adı verilen bir başka bölgeden emilmektedir. Glokom rahatsızlığı genellikle göz içi sıvısının iyi boşalmaması yüzünden göz tansiyonunun artması ve bu artmanın göz sinirlerine bası yaparak görme kaybına neden olmasıdır.Aşağıdaki şekilde göz içi sıvısının üretilmesi ve emilmesi konusu şematik olarak gösterilmektedir.

Ön kamara sıvısının üretimesi ve emilmesi mekanizması içinde ortalama göz içi basıncı 15±2 mmHG'dır. Göz tansiyonu açısından bu değerin 21 mmHG üzerine çıkması riski artırmaktadır. Ancak her hastanın göz yapısı farklı olduğundan bir kişide normal bir göz tansiyonu başka bir kişide glokoma neden olabilmektedir.

Göz Tansiyonu ya da glokom genellikle göz içi sıvısının normal üretilmesi ve fakat emilimin az olmasından kaynaklanmaktadır. En sık görülen göz tansiyonu tipi bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Neden her ne olursa olsun artan göz içi basıncı retinadaki hücrelerin kanlanmasını ve beslenmesini bozarak hücrelerin zarar görmesine neden olmaktadır. Bu görme kaybına neden olmaktadır. Göz içi basıncı 21 mmHg’nın ne kadar üzerine ise glokom ortaya çıkma ihtimali de o derecede fazladır. Yani göz tansiyonu hastalığı sadece göz tansiyonunun 21 mmHg üzerinde olması değildir. Birlikteliğinde mevcut göz tansiyonundan hücrelerinde olumsuz etkilenmesi glokom tanısı için gerekmektedir.

Göz İçi Basıncı ve Göz Tansiyonu

Göz içi basıncı tek bir muayenede 21 mmHg’nın üzerinde saptandığında hemen glokom tanısı konulup tedaviye başlanmaz. Öncelikle hastanın kornea kalınlığı çok önemlidir. Kornea gözümüzün en ön kısmında olan saydam tabakadır. Göz tansiyonu ölçüm işlemleri kornea dokusu üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bir kişinin korneası ne kadar kalınsa göz içi basıncı da o derecede fazla çıkacaktır. Bu nedenle ölçülen göz içi basınç değerlerinin mutlaka korne kalınlığı ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Korneanın kalın olması daha yüksek göz içi basınç ölçümlerine neden olmaktadır. Ancak bu ölçümler kornea kalınlığı dikkat edilerek düzeltilmelidir. Korneası çok ince olan bir bireyde göz içi basıncının 19-20 olması tehlikeli olabilmesine karşın kornea kalınlığı çok fazla olan bir kişide 25 mmHg göz içi basınç ölçümleri normal olabilmektedir.  Kişilerde göz tansiyonu ya da glokom riskini değerlendirirken kornea kalınlığının göz içi basıncı üzerine etkisi göz doktorunuz tarafından mutlaka değerlendirmeye alınması gerekmektedir.

Göz Tansiyonunun Belirtileri Nelerdir?

Glokom (Göz Tansiyonu)
Göz siniri hücreleri yükselen göziçi basıncı nedeniyle hasar görerek yavaş yavaş öldükçe çevreden merkeze doğru görme kaybı ortaya çıkar. Hücrelerin tümü öldüğü zaman kalıcı total görme kaybı oluşur.

Göz tansiyonu sinsi bir hastalıktır. Yani göz tansiyonu yüksekliği kişi tarafından genellikle algılanmaz ve fakat retinadaki hücreler yavaş yavaş hasar görmeye başlar. Bazen hastalar gözlerinde tam olarak izah edemedikleri bir rahatsızlık hissederler. Bundan dolayı glokom ingilizce ‘thief of sight‘ adı ile tanımlanır. Yani ‘görme hırsızı’. Bu tanım ile glokomun hırsızlar gibi ‘çaktırmadan’ görme kaybına neden olduğu anlatılmak istenmektedir. Hastalık ilerlediğinde hastalar genellikle ‘bulanık görme’ şikayeti ile başvurmaktadırlar. İlk planda hastaların merkezi görmesi iyidir, görme alanı kayıpları olmaktadır. İlerleyen göz tansiyonu hastalarında ise merkezi görmede de kayıplar ortaya çıkmaktadır.

Glokom ve Ağrı

Şimdiye kadar anlattığımız göz tansiyonu ya da glokom toplumda en sık görülen ‘açık açılı glokom’ tipidir. Bu tipte yukarıda bahsettiğimiz gibi gözde ağrı genellikle olmaz. Ancak göz tansiyonu 40 mmHg’nin üzerine çıkmışsa o durumda ağrı ortaya çıkma ihtimali yüksek olur. Ancak açık açılı glokomlarda göz tansiyonu nadiren 40 mmHg üzerine çıktığında bu hastalar genellikle ağrı şikayeti ile gelmezler.

‘Açı kapanması glokomu’ adı verilen göz tansiyonu tipi ise şimdiye kadar bahsettiğimiz tipten oldukça farklıdır. ‘Açı kapanması glokomu’ tipinde hastanın gözü değişik anatomik özelliklerinden dolayı göz tansiyonunun ani artışlarına meyillidir. Bu tarz glokom hastalarında göz tansiyonu aniden artar, göz içi basıcı 50-60 mmHg’lara ve hatta daha yüksek değerlere yükselebilir. Bu hastaların tedavisi genellikle ameliyat ile olup ameliyat büyük oranda sorunu tamamen ortadan kaldırıcı niteliktedir. Ancak bu tüm açı kapanması glokomu tipleri için geçerli değildir. 

Normal Basınçlı Glokom

Yukarıda da bahsettiğim gibi göz tansiyonunun 21 mmHg üzerinde olması mutlaka kişide göz tansiyonu ortaya çıkarmadığı gibi 21 mmHg altında olması da kesinlikle göz tansiyonu olmadığı anlamına gelmez. Aslında göz tansiyonu hastalığı göz içi basıncı ile retinadaki hücrelerin beslenmesi arasındaki dengenin bozulmasıdır. Bu dengenin bozulması genellikle göz içi basıncının 21 mmHg üzerinde olması ile ilişkilidir. Ancak kişinin retinadaki hücrelerinin kanlanması hipertansiyon, diyabet ya da başka damarsal hastalıklar nedeniyle bozulmuşsa bu durumda 21 mmHg altındaki değerlerde de retinadaki hücreler zara görmeye başlayabilir. İşte bu duruma normal basınçlı glokom (normal basınçlı göz tansiyonu) adı verilmektedir. Normal basınçlı göz tansiyonunun tanısı çoğu kez konulamamakta ve hastanın görme kaybının ilerlemesine neden olmaktadır. 

Kimler Göz Tansiyonuna Meyillidir?

Göz Tansiyonunda görme siniri basınca maruz kalarak çanaklaşmaktadır.

Glokom herkeste ve her yaşta görülebilir. Ancak 40 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde glokom bulunan kişiler, şeker hastalığı, hipertansiyonu, yüksek miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar ile herhangi bir nedenle uzun süreli kortizon tedavisi görmüş kişiler glokomun daha sık görüldüğü grupta yer alırlar. Özellikle glokom hastalığının ailesel geçişinin önemli olduğu ve ailesinde göz tansiyonu bulunan kişilerin bu hastalığın görülmesi açısından normale göre 8 kat daha fazla risk altında olduğu göz önünde tutulmalıdır.

Göz Tansiyonu Teşhisi Nasıl Yapılır?

Göz tansiyonu çoğu kez herhangi bir belirti vermediğinden ve oluşan görme kaybı geri döndürülemediğinden erken tanı çok önemlidir. Hastalık ne kadar erken tespit edilirse, görme kaybı da o derece az olacaktır. Glokom tanısında konunun uzmanı göz hekimi tarafından yapılan detaylı bir göz muayenesi çok önemlidir. Bu muayenede görme keskinliğinin belirlenmesinin ve rutin göz kontrollerinin yanı sıra göz içi basıncının yani göz tansiyonunun ölçümü, göz içi sıvısının dışa boşaldığı kanalların yer aldığı bölgenin kontrolü ve göz sinirinin durumunun değerlendirilmesi yapılır. 

Göz tansiyonu 21 mmHg’ya kadar normal kabul edilir ve bunun üzerindeki değerler yüksek göz tansiyonu olarak değerlendirilir. Buna karşın göz tansiyonu tek kriter değildir ve göz tansiyonu normal ölçülen ve göz siniri hassas olan kişilerde de glokom hastalığı görülebilir. Göz tansiyonunun normalden yüksek olduğu veya normal olduğu halde göz sinirinin hasar gördüğünden şüphelenilen olgularda bilgisayarlı görme alanı ve göz siniri analiz tetkikleri göz sinirinin hasarının varlığının ve derecesinin belirlenmesinde, zaman içindeki değişimin saptanmasında önemlidir.

Göz Tansiyonunda Görme Sİnirinde Hasar Ortaya Çıkması
Görme Alanı Testi Sonucu ile Göz Tansiyonunun Kişinin Görme Alanında Ortaya Çıkardığı Hasar Tespit Edilir.

Göz Tansiyonu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Trabekülektomi Ameliyatında Göz İçi Sıvısının Gözü Terketmesi İçin Yeni Bir Yol Açılır.
Göz Damlaları Glokom Hastalarının Tedavisinde Genellikle İlk Tercik olmaktadır.

Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra tedavide amaç göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir. Bu amaçla uygulanabilecek yöntemler ilaç tedavisi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavi olarak üçe ayrılabilir. Bugün için genelde tanı sonrası ilk seçilen yöntemin ilaç tedavisi olmasına, ilaç tedavisine yeterli derecede yanıt vermeyen hastalarda lazer tedavisinin ya da cerrahi tedavi yöntemlerinin uygulanmasına karşın, özellikle geç dönemde tanı konulan ya da sürekli ilaç kullanımına uygun olmayan hastalarda doğrudan laser girişimleri ya da cerrahi yöntemler de kullanılabilir. 

Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. İlaç kullandırılmayan veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda kullanılan cerrahi yöntemler de son yıllarda giderek artan oranda başarılı olmakta, sürekli ilaç kullanım zorunluluğunu da ortadan kaldırarak etkili tedavi sağlayabilmektedir.

SLT ve ALT Lazer ile Göz Tansiyonu Tedavisi

SLT ve ALT işlemleri ile trabeküler ağ adı verilen bölgeye lazer atışarı yapılarak göz içi sıvısının gözü daha fazla ve daha kolay terketmesi amaçlanmaktadır. Selektif lazer trabeküloplasti daha yeni bir tedavi modalitesi olup tekrarlayan SLT tedavilerinin ilk yapılan SLT işlemi kadar etkin olduğu ve trabeküler ağda herhangi bir deformasyon oluşturmadığı ortaya konmuştur. ALT işleminde trabeküler ağda organik deformasyon ortaya çıkmakta ve lazer işlemi sonrasında göz içerisinde daha fazla reaksiyon görülmektedir. Ancak ortaya çıkan reaksiyon işlem sonrasında 3-5 gün süre ile kullanılan damlalar ile genellikle kontrol altına alınmaktadır. ​

SLT ya da ALT Lazer ile Göz İçi Sıvısının Emilimi Artırılmaktadır.